Günlerden pazar ve gece ağlamaktan uyuyamadığımı evdekiler bilmiyor. bilmedikleri için de uyandırıldım. ve o ne şiddetli bi baş ağrısıdır. neyse. kahvaltı yapıldı her zamanki gibi gülüşmeler, şakalaşmalar. Alışveriş zamanı. annem odaya geldi sıralayacak yapılacak işleri. düzecek yine bir yığın işi bana. “bulaşık makinesindekileri raflara diz, bulaşıkları yerleştir. he bide evi süpür :))))))” aynen böyle. benim tepkim “:)”
Birini çok sevdiğinizde sizi ne kadar üzdüyse affedersiniz.ne kadar çok kırdıysa unutursunuz.sizi ne kadar çok ağlattıysa yine onunla gülmek istersiniz.birini çok sevdiğinizde herşeyi unutup sadece onu istersiniz.hep istersiniz.herzaman istersiniz.öyle yani
şu an burda olmanı istiyorum.
söz seninle ilgilenicem.
ama artık dön. buna ihtiyacım var,lütfen.
(Source: ensordecedormaullido)
bi karar ver artık. aklımdan çıkarmaya çalıştığım anlarda mesaj atıyorsun. ya git yada hep benimle kal. eskiden söylediğin yalanları, kalarak benimle doğrula. canım yanıyor. ardından gözyaşlarım ile yanağım tekrar tekrar tanışıyor. bak yine mesaj attın. ne yapayım ben şimdi, lütfen susma. kal diyorum susuyorsun. e git o zaman rahatsız etme, seni aklımdan çıkarmama izin ver. bunu da yapmıyorsun. bana çektirdiğin bu işkence Çin işkencelerine taş çıkartır biliyor musun?
Sizi günlerce arayıp sormayan kişilerin;
İlla ki hasret giderdiği birileri vardır.
Cemal Yücel.
